Mahkeme heyeti 22 Aralık 2020 tarihli duruşmada öğleden sonra saat 16:15’de sanıkların esas hakkında mütalaaya karşı diyeceklerinin sorulması işlemlerini bitirmiş ve hiç ara vermeden -öncesinde de tebliğ etmediği veya ara karar tesis etmediği halde- alelacele sanık müdafilerinden esas hakkında son savunmalarını sunmalarını istemiştir.

Sanık müdafileri dosyanın çok kalabalık olduğunu, sanık beyanlarının dahi yeni bittiğini dosyayı yeteri kadar inceleyecek vaktin kendilerine tanınmadığını belirterek mahkemeden ek süre verilmesini talep etmişlerdir. Bazı avukatlar ise farklı illerde olduklarına dair mazeretlerini sunmuşlar, başka duruşmaları olduğuna dair mazeret sunan avukatlarda olmış ancak Mahkeme heyeti tüm bu mazeretlerin ve bu taleplerin tamamını reddederek, önündeki listeden avukat isimleri okuyacağını eğer hazır olmayan avukat varsa tekrar süre vermeyeceğini ve sonrasında “son söz” aşamasına geçeceğini belirtmiştir.

Bu nedenle sanık müdafileri kendileri için bir dinleme sırası belirlenmeden cebren son savunmalarını sunmak zorunda kalmıştır.Ancak mahkeme heyeti tıpkı yukarıda belirttiğimiz gibi bu süreçte de sanık müdafilerine sık sık müdahale etmiş, beyanlarını kısa tutmalarını istemiş, çoğu zaman sert ve agresif müdahalelerle sözlerini kesmiştir. SANIK MÜDAFİLERİNİN HİÇBİRİ MÜVEKKİLLERİ HAKKINDAKİ İDDİALARIN TAMAMINA YÖNELİK SAVUNMA YAPAMAMIŞTIR. MAHKEME HEYETİ BİR GÜNDE ORTALAMA 10-15 KİMİ ZAMAN 20 CİVARI MÜDAFİNİN BEYANLARINI ALACAK DERECEDE BİR HIZLA DURUŞMA PERFORMANSI SERGİLEMİŞTİR.

 

Hatta örgüt yöneticiliği iddiasıyla yargılanan ve dosya münderacatında bulunan tüm suçlardan sorumlu tutulan sanıkların müdafilerine dahi 1-2 saatten fazla süre verilmemiştir. Örneğin Av. Enes Akbaş, Av. Arzu Gül ve Av. Elif Esra Kırımlı isimli müdafilerin (yöneticilik ve çok sayıda üyelik iddiasıyla yargılanan kişilerin müdafileri) dahi savunmalarını kısa tutmaları istenmiş ve bu nedenle müdafiler birçok suç isnadına yönelik savunmalarını sunamamışlardır.


Ayrıca sanık Av. Ayfer Bayer müdafii Av. Bahri Bayram Belen’in sözleri mahkeme başkanı tarafından agresif bir tavırla kesilmiş ve Sayın Bahri Belen jandarma marifetiyle salondan çıkartılmıştır. Özetle mahkeme heyetinin hem süre vermemesi hem de yaptığı gereksiz ve orantısız müdahaleler nedeniyle sanık müdafileri esas hakkında son savunmalarını sağlıklı bir ortamda sunamamışlardır. 

 

Sanıkların savunmalarını içeren SEGBİS tutanakları henüz dosyaya ulaşmadan mahkeme hüküm kurmuştur. Bu durum hem sanıkların savunma haklarının ihlal edildiğini hem de mahkeme heyetinin sanık savunmalarını kaale almadığını göstermektedir. CMK 230/1-b maddesi uyarınca gerekçeli kararda, iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin bulunması zorunludur. Ancak buna rağmen mahkeme heyeti gerekçeli kararda sanıkların son savunmalarına yer vermediği gibi savunmaların SEGBİS dökümleri dosyaya dahi gelmeden mahkumiyet kararı vermiştir. Bu durum CMK m.289/1-g  ve Yargıtay’ın emsal kararları uyarınca mutlak bozma sebebidir.

 

“…Son celseye ait SEGBİS kayıtlarının ve çözüm tutanağının Yargıtay denetimine olanak verecek şekilde dosyaya konulmaması, Bozmayı gerektirmiş…”  (Yargıtay 16. CD, 2019/2786 E, 2019/7052 K, 19/11/2019 T.)

 

“…Sanık hakkında hükmün verildiği 26.04.2019 tarihli 6. celsede, sanık ve müdafiine mütalaaya karşı beyanlarını sunmaları ve esas hakkında savunmaları ile sanığa son sözünü söylemesi için mahkemece söz verildiği, duruşma tutanağına göre beyan ve savunmaların SEGBİS ile kaydedildiğinin anlaşılması karşısında, son celseye ait SEGBİS kayıtlarının ve çözüm tutanağının Yargıtay denetimine olanak verecek şekilde dosyaya konulmaması, Kanuna aykırı…”  (Yargıtay 16. CD, 2019/10873 E, 2020/685 K, 04/02/2020 T.)

 

BUNLARLA BİRLİKTE MAHKEME HEYETİ ESAS HAKKINDA SAVUNMALARI CMK M.216’DA SAYILI SIRALAMAYA AYKIRI OLARAK ALMIŞTIR. Bilindiği üzere CMK m.216 (1) “Ortaya konulan delillerle ilgili tartışmada söz, sırasıyla katılana veya vekiline, Cumhuriyet savcısına, sanığa ve müdafiine veya kanunî temsilcisine verilir. (2) Cumhuriyet savcısı, katılan veya vekili, sanığın, müdafiinin veya kanunî temsilcisinin açıklamalarına; sanık ve müdafii ya da kanunî temsilcisi de Cumhuriyet savcısının ve katılanın veya vekilinin açıklamalarına cevap verebilir.” hükmüne amirdir. Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesi 19/07/2017 tarihli 2017/1904 E, 2017/1987 K. Sayılı kararında duruşmada yapılacak işlemlerin hangi sıralamayla yapılması gerektiği çok açık ve detaylı olarak izah edilmiştir.

“…Kanun koyucu tarafından CMK.nın 182-218. maddeleri arasında duruşmanın yapılış şeklinin ve usulunun düzenlendiği, buna göre duruşmaya başlandığı bildirildikten sonra sanık ve şikayetçi ile müdafii ve vekillerden gelenlerin geldiklerinin tesbitinin yapılacağı, akabinde görülmekte olan kamu davasının mahiyetine göre açık görülmesi gereken kamu davasının açıklığının sağlanmasının temin olunacağı ve kapalı görülmesi gereken kamu davasının duruşmalarının kapalı yapılması için karar oluşturulacağı, böylece duruşmalara başlandıktan sonra ilk hukuki işlem olarak iddianamenin kabulu kararı okunacağı ve takiben tanık ve bilirkişi yoklaması yapılıp, hazır tanığın/tanıkların duruşma salonundan uzaklaştırılacağı, bilahare sanığın/sanıkların ve şikayetçinin/şikayetçilerin kimliklerinin ardı ardına arada başka bir hukuki işlem yapılmaksızın tesbit edileceği, sanığa ve hazıruna iddianamenin genel hatları ile anlatılması, sanığa haklarının hatırlatılması, şikayetçiye haklarının hatırlatılması, şikayetçinin katılma talebi var ise katılma hususunda karar verilmesi, sanığın/sanıkların savunmalarının iddianamede nitelenen suça göre alınması, nüfus sabıka kaydının ve esasa müessir delil niteliği olan diğer belgelerin isimleri açıkça belirtilerek ve içerikleri okunarak diyeceklerin sorulması, şikayetçi katılan olmuş ise ve varsa sorularının sanığa yöneltilmesi, akabinde şikayetçinin dinlenilmesi, şikayet ve delillerinin sorulması, şikayetçiye de katılan sıfatını almış ise esasa müessir delillerin okunması ve diyeceklerinin sorulması, sanığın soruları var ise şikayetçiden sorulması, akabinde tanığın duruşma salonuna alınıp kimliğinin tesbitinden ve hak ve yükümlülüklerinin ihtaratından sonra bilgi ve görgüsünün sorulması, tanığın dinlenmesinden sonra kamu davası tanıklarının CMK.nın 216. maddesindeki sıraya uygun olarak taraflardan varsa tanığa soruların sordurulması ve tanığın beyanı alındıktan sonra keza kamu davasının taraflarından tanık beyanlarına karşı diyeceklerinin sorulması, tanığın dinlenmesi sürecinde kamu davasının taraflarının sorularını başkan veya hakim delaletiyle sorabilecekleri, müdafii ve vekillerin işin esasına müessir sorularını duruşma disiplini içerisinde doğrudan dinlenene yöneltebilecekleri, duruşmaya bilirkişi çağırılmış ise tanığın dinlenmesinden sonra huzura alınarak kimlik tesbiti, hak ve yükümlülüklerinin hatırlatılması ve rey ve mütalaasının sorulması, taraflara sorgulatılması, bilirkişinin tercüman veya pedagog gibi duruşmanın başlangıcından sonuna kadar bulunması gereken kişilerden olması halinde sanığın kimlik tesbitinden sonra kimlik tesbitinin yapılıp yapacağı işi hatırlatılıp yemini yaptırılıp veya komisyon yemini hatırlatılıp rey ve mütalaasının sorulması gerektiği, böylece insan dinlenmesine dayalı delillerin toplanmasının tamamlanması, bundan sonra soruşturma ve kovuşturma aşamasında tanzim olunan tutanakların, raporların, gelen cevabi müzekkerelerin, nüfus ve sabıka kayıtlarının ve esasa müessir tüm delillerin isimleri açıkça belirtilerek okunması ve taraflardan diyeceklerinin sorulması, duruşma tek celsede bitirilemeyecek ise toplanması düşünülen deliller için ara kararı oluşturulması, aksi halde yeniden sırasıyla katılandan, iddia makamından, sanıktan ve müdafiinden tevsii tahkikat taleplerinin sorulması, varsa taleplerin karşılanması, kabul edilen talepler için kovuşturmanın genişletilmesi, tevsii tahkikat taleplerinin kabul edilmemesi halinde taleplerin reddine ilişkin ara kararı oluşturulduktan sonra aynı sıra ile esas hakkında beyan, mütalaa ve savunmaların alınması ve son olarakta sanıktan son sözünün sorulması duruşmanın bittiği bildirilerek ve durumaya son verildiği duruşma zaptına geçirilerek böylece duruşma merasiminin sona erdirilmesi gerekirken, ilk derece mahkemesince kimliklerin tesbiti esnasında ve hakların hatırlatılması sırasında kimliklerin araya başkaca bir hukuki işlem konulmaksızın ardısıra tesbiti ve keza hakların hatırlatılmasının ardarda yapılması luzumuna riayet olunmadan, böylece duruşma merasiminin insicamı gözetilmeksizin duruşmaların yapılmış olması…” 

 

Ancak buna rağmen mahkeme heyeti önce sanıkları ardından müdafilerini sonrasında ise katılan vekillerini dinlemiştir. Sanık müdafilerince CMK m.216’da yazılı sıralamanın hatırlatılmasına karşın bu beyan ve talepleri ise dikkate almamıştır.


⬅️

2.15 - MAHKEME HEYETİ ESAS HAKKINDA MÜTALAAYA KARŞI BEYANLARINI SUNMALARI İÇİN SANIKLARA İDDİA MAKAMININ MÜTALAAYI HAZIRLAMASI İÇİN VERDİĞİ SÜRENİN YARISI KADAR BİR SÜRE VERMİŞ, BEYANLARINA SÜREKLİ MÜDAHALE ETMİŞ, SERT VE AGRESİF TUTUM SERGİLEMİŞTİR 
➡️

2.17 - MAHKEME HEYETİ ZORUNLU MÜDAFİİ HAZIR BULUNMAYAN SANIKLARIN SAVUNMASINI ALMIŞTIR. 


Daha yeni Daha eski