Son 30 yıllık yakın tarihimizde, kendini kamufle eden kripto FETÖ’cülerin uyguladığı taktikler hakkında artık önemli bir tecrübeye sahip olduk. Bu taktiklerin başında, devletin stratejik noktalarına sızarak ele geçirdikleri geniş imkanları kullanıp, tehdit olarak gördükleri kişilere yönelik kumpas kurmak gelmekte. Emniyette ve orduda, aynı zamanda yargıda yer alan adamları sayesinde kumpası kuracak malzemeleri de bu kumpası uygulayacak kişileri de ayarladılar. Sonrasında yaşanan yargı sürecinde ise, yine kendi elemanları sayesinde suçsuz insanların ceza almasını sağladılar, kurdukları kumpasların deşifre edilmesinin önüne geçtiler.

Bilindiği gibi İngiliz derin devletinin kontrolündeki FETÖ’nün 15 Temmuz darbe girişiminin hemen ardından, halkıyla birlik olup bu alçak saldırıyı durdurmuş olan hükümetimiz süratle Türkiye’nin her noktasına yayılmış FETÖ’cülerin peşine düşmüştü. Bu takipler neticesinde, darbe girişimine iştirak edip hakkında hüküm verilmiş kişiler dışında Emniyet Teşkilatında FETÖ’cü olduğu tespit edilen tam 2 bin 549 kişinin rütbesi söküldü.[1] 3 bin 920 FETÖ mensubu hakim ve savcı ise ihraç edildi.[2] (Bu tespit halen tamamlanamamıştır; keza, operasyonlar devam etmektedir.) İşte tam da bu sırada FETÖ kumpas taktiklerinin başında gelen “sahte ihbar” mekanizması farklı bir amaç için tekrar devreye sokuldu. FETÖ yandaşları, uzmanı oldukları sahte ihbarları 2 temel gerekçeyle kullanmaya başladı:

  1. FETÖ’cüler tarafından Emniyet birimlerine onbinlerce sahte ihbar yağdırıldı, böylece adli makamların gerçek FETÖ’cülerle ilgilenebilmesinin engellenmesi veya en azından geciktirilmesi hedeflendi. Temel amaç, hedef saptırmaktı.
  2. Bu onbinlerce ihbar neticesinde emniyet güçleri ister istemez çok fazla kişiye ve kuruluşa FETÖ’cü muamelesi yapacak, gözaltılar ve mal varlıklarına el koymalar yaşanacak, suçsuz insanlar mağdur olacak ve böylece hükümete karşı halkta bir tepki dalgası yükselecekti. Özellikle yurtdışında olup sosyal medyayı kullanan FETÖ yandaşları, bu argümana tüm güçleriyle sarıldılar.

2016 yılının Ekim ayına gelindiğinde, yani darbe girişimin üzerinden 3 ay bile geçmemişken, Hürriyet Gazetesi’nin haberine göre sadece Ankara Emniyet Müdürlüğü’ne yapılan FETÖ’cü ihbarı sayısı 40.000’i bulmuştu. Yetkililer bu ihbarların herbirinin tek tek araştırıldığını, bu sürecin asıl işlerini yürütmelerini zorlaştırdığını vurgulamaktaydı.

Burada, Adnan Oktar ve arkadaşlarının yargılanmakta olduğu davanın soruşturmasını başlatan ihbarın da 4 Ağustos 2016’da, başarısız darbe girişiminin sadece 19 gün sonrasında yapıldığını hemen hatırlatalım. Emniyete hedef saptırmak ve en az 200-250 kişinin birden araştırılmasına yol açmak amaçlı yapılan bu sahte ihbara geçmeden önce, Adnan Oktar ve arkadaşlarının geçmişte yaşadığı benzer saldırıları kısaca özetleyelim.


[1] https://www.yenisafak.com/gundem/en-fazla-ihrac-emniyette-3443669

[2] https://www.takvim.com.tr/guncel/2017/09/08/iste-fetoden-ihrac-edilen-hakim-ve-savci-sayisi



⬅️

KUMPASTA ÖN PLANA ÇIKAN SÖZDE MÜŞTEKİ: ÖZKAN MAMATİ

➡️

ESKİ KUMPASLAR – YENİ KUMPASLARA ESKİ YÖNTEMLER
Daha yeni Daha eski